Bodrum’da kaçak yapı modası…

Bodrum’da kaçak yapı modası…

Sözüm ona, Bodrum’da kaçak inşaatlar yıkılıyor. Göstermelik birkaç büyük proje, yıkacağız, yıkıyoruz, az kaldı diyerek merkezi iktidardan basına pompalanan haberler. Her haberde, aynı görüntüler…

Şimdide  Bakanlık, “Alandayız, her yeri didik didik ediyoruz, “İmar Barışı” kanununa uymayan herkesin evini kafasına yıkacağız.” mesajları vererek, bu barışın savaşa döneceğini ima ediyor ve insanları sindirmeye çalışıyor.

Bodrum’da yaklaşık 60 bin “İmar Barışı” başvurusu bulunmaktadır. Kim, kimin yaptığı kaçak yapılaşmaya karşı çıkabilir ki? Bodrum Yarımadası’nda eski yapıları çıkın, geri kalan tüm yapılarda kaçak bir şeyler mevcut. Parası olmayıp “imar Barışı” Başvurusu yapamayanları da işin içine katarsak, durumun önemini daha iyi kavramış oluruz.

Bodrum’da kaçak yapı modası…

Bodrum’a yerleşmeye karar verenlerde, aldıkları konutların orasını burasını çekiştirerek, dar aldıkları yerleri genişletmeye çalışmaktadırlar. Ucuz diye dar elbise alıp, terziye tonlarca para vererek genişletmeye çalışan aklı evveller gibi.

Kim bu modaya uyanlar…

Yazmakla biter mi bitmez. Yazmaktan vaz mı geçeyim, elbette ki hayır. Örneğin AKTUR A.Ş yazdıkça yeni konularla karşıma çıkmakta. Geçtiğimiz 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda “Atatürk Anıtı“ yaparak, açmıştı. İlgilinin konuşma metnin de ;

“Bodrum için de çok anlamlı. Öyle bir anıt tasarlandı ki Atatürk ve Bodrum Mavisi iç içe girdi. Atatürk siluetinden Bodrum’un eşsiz maviliğini ve güzelliğini izleyebiliyorsunuz…”

Karadan denize bakacağınıza, denizden karaya bakmanızda fayda var Sayın İlgili.

Neyin çabasıydı bu ve anıtın yapıldığı yer kime aitti, ruhsatlandırılmış mıydı, bilmem. Sonra “Aktur Zefirya Kültür ve Sanat Merkezi” devreye girdi ve konser alanı yapıldı, kimin mülküne ve ruhsatlı yapılıp yapılmadığını da bilmem!

Yapılan bu işler, gece kondu yıkımlarında insanların binalara Türk Bayrağı asmasını hatırlatıyor bana.

Bodrum’un yerel TV si Kent TV ‘de bir programa katılan AKTUR A.Ş yetkilisi şunları söylüyor ;

“Bodrum halkının yaşamına küçük dokunuşlarla katkı sunmaya çaba gösteriyoruz. Buradan kazandığımızı yine bu bölgenin halkıyla paylaşmaya çalışıyoruz. Tüm bu çabalarımızda bizlere destek olan kamu ve yerel yöneticilerimize, birlikte iş yaptığımız kurum ve kuruluşlara şükranlarımızı sunuyorum. Bodrum bir dünya kentidir ve hepimiz bilmek zorundayız, başka Bodrum yok” dedi.”

“Halka rağmen Halk İçin”

Ne güzel söylemiş sayın yetkili insan okuyunca imreniyor, ben bu işlerin neden bir ucundan tutamadım diye üzülmemek elde mi? Bu kadar güzel yapılan işleri yazıp, güzelliklere çomak sokmakta neyin nesi Mustafa Efendi diyorum kendi kendime.

Sessizlerin sesi veya mırıldanmaların kaleme alınması diyebiliriz.

“Bodrum halkının yaşamına küçük dokunuşlarla katkı sunma” ,nedir bu küçük dokunuşlar? İmar yoluna kulübe yapıp, kamusal alanda imar barışına başvurmak ve AKTUR SİTESİ’ nin giriş çıkışını kontrol altına alarak, tüm alan AKTUR Sitesine aitmiş algısı yaratmak.

Tüm sahil şeridini işgal ederek, kendisine ait olmayan halka ait sahilleri başkalarına kiraya vermek. Yine sahile inen imar yoluna, kaçak yapı yaparak, sözde 2018’den önce yapıldığı iddiasıyla “İmar Barışı” na başvuru yapmak.

Bunlar klasik bildiğimiz şeyler.

AKTUR SİTESİ’ nin olduğu alanda zaten imar sorunu mevcuttur, 40 yıl önceki planlarla halen iş yapılmaya çalışılmakta ve yeni yasalara göre düzenleme yapmaya kimse cesaret edememektedir.

AKTUR A.Ş Yıllar önce imar planları değişebilir düşüncesiyle sanırım, mevcut planda ticaret alanı olarak görünen yere, yapı ruhsatı alıyor. Ancak yapılar yapılmıyor, yapı ruhsat süreleri geçiyor, yenilemeler yapılıyor ve inşaatlar başlıyor.

İnşaatlar yapılmaya devam ederken, alıcı çıkıyor ve satış gerçekleşiyor. Bir alıcı var ki çoğumuzun yakından tanıdığı ve belki de yazılarını severek okuduğu bir kalem. Almış olduğu Mülk, tek katlı ve iki ofisten oluşmaktadır.

Lakin bu iki ofis ticari amaçlı değil, birleştirilerek, konut olarak kullanılmaktadır. Alıcının, yasal koşullardan haberi var mıdır, yanıltılmış mıdır sizce?

Yanıltıldığını hiç sanmıyorum.

Yanıltılmış olsa, yapı kullanma izni alındıktan sonra ilave inşaat işleri yaparak, yapıyı kaçak inşaat durumuna sokmaz sanırım. Sonra da “Ben buraları kaçak yaptım.” diyerek “İmar Barışı” başvurusu yapıp, kendini devlete ihbar edecek konuma düşürmez.

Sanmayın ki balkon kapatılmış, üç beş metrekarelik bir alan. Mevcut yapıya, iki katından fazla bir alan ilave edilmiş, teras, bodrum kat gibi.

Kim mi bu kişi…

Tapu kayıtlarına göre, denize sıfır olan bu yapı, Usta yazar Yılmaz Özdil’in, eşine aittir. Mülk bilgisi de, 2 katlı betonarme konut ve arsası olarak tanımlanmış. İmar Barışının iki aşamasından da yaralanarak, yaklaşık 50 bin TL masraf etmiş görünmekte.

Vesselam…

Haberimizi nasıl buldunuz?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

COMMENTS

WORDPRESS: 0