SEMERİN ALTINDAKİ YAŞAMLAR…

0

Hamallar, semerleri ihale usulü satın alıp mesleğe girebiliyor, onlar için işçi işçi değil mi, zanaatkar olarak görürlerdi. Hamallar, Türkiye de ilk örgütlü yapı!..

“Osmanlı’dan gelerek günümüzde de Anadolu’nun hemen şimdiki yerinde devam eden,“ Semerin Altındaki Yaşamları ”konu hakkında söylediklerinde siyasette önde öncüsü olan Gıda Yük. Müh. Gazeteci Yazar Türkan Kebeci … Noktasına virgülüne dokunmadan görüşünüzde.
“ Hamalları konuşalım. ”Diye söze başladıdım başladıdım fakat beklediğim cevabı alamadım.
Aldığım, ”Huzur beni mutlu etmiyor, huzursuzluk mutluluk veriyor.” Cevabı ile hamalların kurduğu bir kurmaya çalıştım ve yüzüne alık alık baktım.
Kimden mi bahsediyorum Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklenmesi konusunda yönetmenliği Aydın Bağardı’nın çektiği “Hamallar” belgeseli, Osmanlı Devleti’nden günümüze İstanbul hamallarının renkli hayatını anlatıyor.Belgeselde Sirkeci’den Unkapanı’na, Mısır Çarşısı’ndan Kapalı Çarşı, Karaköy ve Perşembe Pazarı’na kadar, yakınlardaki bugüne ”hamallığı” konu eden yönetmen Aydın Bağardı ile birlikte çalışan Terzi Nuri Kaymaz’dı huzursuzluktan mutlu olan…
_ Osmanlı ‘dan günündene hamallar belgeseli nasıl ortaya çıktı?
_ Yıllar önce hamallar’ın başında başlamıştım ve yönetmen Aydın Bağardı ile tanıştığımda hamalların hikayeleriyle anlatmaya başladım. Aydın Bağardı da hikayeleri belgesel olarak çekmek istediğini söyleyince 2016 yılında fikirlerini gösteriyoru. Çek’in iki yıl sonra başladık. İstanbul’un önemli bir yeri var. İstanbul’un mimarisi ve yaşamıyla adeta bütünleşmiş bir meslek.Bu mesleği yapabilmek için aynı aşiretten aynı köyden hatta aynı dili konuşmak istiyorum. Yapmak isteyen herkes yapamazdı. Hatta babadan oğula geçermiş. Hamallar 200, hatta 300 kiloya kadar yük taşıyor bunu nasıl taşıyacağını bilir. Hamallar, semerleri ihale usulü satın alıp mesleğe girebiliyor, onlar için işçi işçi değil mi, zanaatkar olarak görürlerdi. Hamalların Türkiye de ilk örgütlü yapı olduğunu gösteriyoriz. Sosyal yapı kuvvetli düşünme rağmen hamallar ile araştırma az. Mesela berberi, terzi gibi hamallıkta bir meslekken araştırmalarda göremiyoruz. Kaybolan meslekler üzerine tez hazır. Osmanlıdan bu yana 120 meslek kaybolmuş. Neden bu kaybolan mesleklerin belgeseli yok?
_ Haklısınız bizim kültürümüz bu meslekler ve gelecek nesiller hiç bir şey bilmeyecekler. Peki Belgesel filmi nerede çekildi?
_ İzmit SEKA Platoların da tarihi Osmanlı mahallesi dekorlarının bulunduğu mekanlarda meydanaşti. Sirkeci, Mercan ve Tahtakale de hamallık yapanlar, Kocaeli’ne götürülerek çekimlerde de gerçek hamallar kullanıldı.
_ 8. Malatya Uluslararası Film Festivali’nin katıldınız Ulusal Uzun Metraj Panorama dalında odada 9 filmden biriydi Osmanlı’dan Günümüze Hamallar. Festival nasıl geçti?
_Festivale yoğun ilgi vardı. Hatta jüri üyesi Nuri Bilge Ceylan ”kısa boylusun ama jel gözlerinden öpeyim ‘diyerek gelip öpmesi benim için güzel bir anı oldu.
_ Gelelim şu huzursuzlukta mutlu olma yerinde, galiba Hamallar belgeselin doğada ki ana neden, bu cümlenin içinde?
Malatya Erguvan ilçesinden kalkıp İstanbul’a geleceksin, baban karpuz satacak. Yedi yaşlarındayım bekârlıkla kalıyorum. Terzi Yahudi Muşa ustam vardı. Bir gün bana ”Sana bir mendil dikelim, yakan kirlenmesin” dedi. Oysa yakam kirliymiş, beni incitmemek için ben de sonra anladım. İşte yaz sıcağında safra mendil kullanmamın sebebi bu. Muşa ustamın ince düşüncesinin bir eseri. Çocuk deyip gururumu onlar incitmeyen insanlardı. Küçük pazarda hamallarla kaldım kahvelerine gittim. Buralarda 78 kuşağı ile tanışacaksın. 78 kuşağı okuldu, sevdaydı. O kuşak bana bir şeyler yapmalısın düşüncesini verdi. O dönem Gorkileri, Yaşar Kemalleri, Orhan Kemalleri, Bekir Yılmazları okuyorsun başka dünyaları görüyorsun. Gördüğün başka dünyalar beni rahatsız, huzursuz olduğunu başladı ve hâlâ rahatsız eder. Bu huzursuzluk bana bir şeyler yaptırtıyor. Bende yan yana yaşadım hamalları, kaybolan terzileri yazdım. Dediğim gibi 78 kuşağı okuldu, sevdaydı. Bu sevda gün geldi içeri düşürdü. O dönemin devrimcileri, yazarları ile tanışacaksınız.
_ Sanki sözlerinizde bir şeylere kırgınlık, küskünlük var gibi yada pişmanlık?
_ Hayır, hiç pişmanlık duymadım. Sadece 78 kuşağı önümü kesti.
_ Nasıl önünüzü kesti?
_ Mesela onlar yüzünden kumar oynayamadım, içki içemedim, çapkınlık yapamadım bu konular da çok önümü kesti. Dediğim gibi 78 kuşağı okuldu, bilmediğimiz yaşamları öğrenince bunları yapmak, bu rahatlık haksız yaşamlar gibiydi. O dönemlerde Kemalistler beni Kürtçülükle, Kürtlerde Kemalistlikle suçladı. Ben neyim diye çok sordum kendi kendime.
_ Peki bende sorayım size o zaman, Terzi Nuri Kaymaz siz nesiniz?
_ Bu topraklar neyse bende oyum. Bu toprakları tanımadan ne yazar olursunuz ne belgeselci. Bu toprakları tanıdığı için Yaşar Kemal, Orhan Kemal olursun. Bu topraklar öyle bir toprak ki Yaşar Kemal sineği dev yapar sizde dev gibi okursunuz. Bu topraklarda ortak yapı Ermeniler, Çingeneler, Rumlar, Yahudiler, Süryaniler vardı. 1950 insan siz kadar insan vardı. Zengin kültür bir aradaydı. Kadınlarımız rengarenk giyinirdi onu giyilen rengin anlamı vardı, dövmeler vardı. Bu topraklar değişti.
_ Bu topraklar değişti diyorsunuz. Bu toplum nasıl değişti? Bu değişime etki eden teknolojiyi göz ardı edemeyiz, öyle değil mi?
_ Bu toprakları yok edeceksin, yok etmek için kültürünü yok, dili ile oynayacaksın. Urfa, Mardin, Diyarbakır dil, din eğitim merkeziydi. Tarih korunmuyor, bilinç yıkılıyor. Bakın İstanbul’da 100 çeşme 60 han kayıp. Nereye bu eserler gitti. Şu anda safrada tarihi eser yıkılmaya bırakılmış halde. İngiltere’de de 500 yıllık kiliseler korunuyor. BBC Dünyada kaybolmuş dilleri araştırıyor. Bunlarla ilgili belgeseller yapıyor ve yine de bizlere pazarlama derdi içinde. Mesela Abdülhamit’e ait aile fotoğrafları, ABD New York da. Bizi yok etmek için folklorumuzu yok ediyorlar. Yemeklerimizi, adetlerimizi, örflerimizi, ithalimizi yok ettiler. Oysa gelecek, geçmiş de saklı. Cumhuriyetin ilk yıllarında folklorumuza sahip çıkıldı. 45 – 50’li yıllardan sonra yavaş yavaş yıkılmaya başlandı. Nurettin Sarısözen Anadolu’yu karışıyor gezerek çeşitli halk türkülerini derledi. O zaman o türküler derlenmeseydi şimdi bu türkülerden haberimiz safrada olmayacaktı.
_ O zaman biz bir şeyler yapalım. Unutulmaya yüz tutmuş folklorumuzu gelecek nesillere aktaralım. Ne yapmamız gerekiyor?
_ Bir kere Azrail den önce davranmalıyız. Bu kültürü yaşayan yaşatan insanlar yaşlandı. Yaşayan insanlarımıza teslimğımızda belki de bulamayacağız. Şu anda bize ait olmayan bir kültürü kullanıyoruz. Kültürünüzü açtıktan dildir ve dil yazılıdığınız. Mesela Rıfat Ilgaz romanında apartman kullanmasaydı, Yaşar Kemal dümbük demeseydi buradaki bilmeyecektik. Para için insan feda ediliyor. Her şeyi çok kolay harcanıyor sevgiler, aşklar, dostluklar.
_ Evet, haklısınız her şey çok kolay harcanıyor. Bu odada aşk nedir sizin için?
_Yaşı olmayan, her şeyi aşktır benim için. Bu bir kitap, çekmek istediğim bir film, bir kadın. Toplum konuşmuyor, konuşmuyor. 2 saattir konuşuyoruz fakat telefon yok. Bizler cihaza bağlanmış komada yaşayan hastalatıcız. Bu küçük telefonlar bizi beğenir. Teknolojinin getirdiği esaret, aşkları da sevgileri de dostlukları da bitiriyor.
_ Terzilik ve belgeselcilik zıt meslekler aslında. İlerikiyle ne yapmayı nasıl konuşuyorsun?
_ Mesleğim terzilik fakat belgesel hazırlama bana daha yatkın. Araştırmayı seviyorum. Sinema kurgu filmi çekmek istiyorum. Tabi yaşlanıyorum, yakışıklılığımı kaybediyorum. Kadınlar beni beğenmeyecek.
_ Kendinizi yapabiliyor musunuz?
_ Herkes beğenilir ister. Maalesef çok sevgililerim oldu. Bu yaşta hala var. Hatta bazen tipimi görünce, ”Aaa bu sen miydin?” Diyen ve beğenmeyip gidenler bile çok oluyor.
_ Tamam o zaman, bir gün de sevgililerinizi yazalım?
_ Hiç düşünmemiştim, neden olmasın! ..

Gıda Yük. Müh. Siyasetçi Gazeteci Yazar Türkan Kebeci Kimdir?
“Türkan Kebeci, 1970 Kastamonu doğumludur. 1987’de Diyarbakır Lisesinden mezun olan Kebeci; 1992’de Trakya Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünden mezun oldu ve aynı bölümde Gıda Ana Bilim Dalında yüksek lisansını tamamladı. 2008’ de Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde MBA’sını da yapan Kebeci, tezini de Aile şirketlerinde Yönetim ve Kurumsallaşma üzerine hazırladı.
2012’de Siyaset Danışmanlık Eğitimini de alan Türkan Kebeci; bunca eğitimi yeterli görmeyip halen Anadolu Üniversitesi Uluslar Arası İlişkiler Bölümü’nde okumaya devam etmektedir.
Türkan Kebeci’nin sektörü yeni yıllara ve sektörde çalışanlara yönelik dergilerde yayınlanmaya devam ediyor, ” Çikolata Teknolojisi ”,“ Aile Şirketi Oteli Kurumsal Yönetim ve Yönetim Anlayışı ”,“ Şekerleme Sektöründe Mikrobiyoloji Tarihi ”“ Dip Köşe Karalamalar ”, Yedi hikayeleri “Ömürden Bir Kesit”, “Akrep İle Yelkovan (Şiir)”, Sürmeli (Roman) ”tarihinde yayınlandı.
“Haberdeİstanbul” isimli haber portalı ve gazeteciliğe de devam eden Türkan Kebeci; CHP’den 26. Dönem İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı olmuş ve 31 Mart Yerel Küçükçekmece Belediye Başkanları Seçimi Belediye Başkanı Aday Adayları arasında yer yer. “AjansCANKA

Haberimizi nasıl buldunuz?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here